Gazete Tiyatroterapi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

BİLEREK YA DA BİLMEYEREK... Sinan AKBAŞAK

BİLEREK YA DA BİLMEYEREK... Sinan AKBAŞAK

Tarih 24 Nisan 2012, 21:39 Editör

Bugünlerde çok sık tekrarlanan bir konuyla karşı karşıyayım. Hocam, artık bizim çocuğu tiyatroya gönderemeyeceğiz... Şu sınıfa geçti kursa, derse gidecek, çok çalışması lazım, vakti yok;. Tabii bu velinin fikri, çocuğa bu konuda söz düşmüyor...




                  BİLEREK YA DA BİLMEYEREK

Bugünlerde çok sık tekrarlanan bir konuyla karşı karşıyayım. ‘Hocam, artık bizim çocuğu tiyatroya gönderemeyeceğiz... Şu sınıfa geçti kursa, derse gidecek, çok çalışması lazım, vakti yok’. Tabii bu velinin fikri, çocuğa bu konuda söz düşmüyor... Ona sorulsa ders dışı aktivitelere ayırdığı küçük zamanlardan sonra çok daha iyi çalışabildiğini söyleyecek ama karar onun adına ve onun dışında veriliyor. Kesinlikle çok çalışılması ve iyi bir eğitim gerekli ama başarının yolu sadece çok çalışmak olamaz. Genç insanın kendisine yaptığı haksızlıklardan hep bahsetmiştik… Peki, ama bizim onlara, üstelik tamamen iyi yaptığımızı düşünerek yaptığımız haksızlıklar... Bunları da konuşmalıyız.

 Velilerden duyduğum sözlerden birisi de, ‘ben aslında kursa filan göndermek taraftarı değilim ama yarın bir gün bana beni niye göndermedin demesin diye gönderiyorum’.

Şimdi kim kime neyi niçin yapıyor? Ortada bir iyilik söz konusu değil. Sorumluluk da yok. Sadece çok sonrası için bir kaçış var. Ben gönderdim sen yapamadın denecek..

Dostlar; bildiğim değerlendirdiğim, sınadığım ve iyi netice aldığım kavramı tekrar etmek istiyorum… Ve bu konuda uzman olan herkesin söylediği çalışmaların sosyal faaliyetlerle desteklenmediğinde türlü sıkıntıların oluştuğudur. Sosyal faaliyetler aynı zamanda hayatın programlanmasıdır. Programlanmış hayat sabah kalkma sebebidir. Bu gün dersini ve ödevlerini yap, akşama test çöz, yarın iki saat tiyatro çalışmana gidersin ve akşamda bir sinemaya gitmeliyiz veya şimdi keman kursuna git gelince dersini yaparsın… Sözleri size kaybedilmiş saatler gibi gözüküyorsa yanılıyorsunuz.  Kesinlikle size kazanılmış ruh sağlığı ve başarı olarak dönecektir. Genç insan; evet bugün dersim ve sorumluluğum çok ama üç saat da kendime ait zamanım var diyebilecektir. Tek düzelik ve rutin bozulacak, görev ciddiyeti ve yaşam disiplini gelecektir. Sosyal faaliyetlerin ve özellikle tiyatronun ‘öğrenmeyi öğretme’ katkısını da unutmayalım. Ayrıca hoşlandığı bir faaliyete ayırabileceği zamanı oluşturmak kendisini ödüllendirmesine yardımı olmasının yanında olası bazı komplekslerin ortaya çıkmasını da engelleyecektir.

Çocuğumuza ayırdığımız zaman;  ‘seni ciddiye alıyorum’, ‘sen varsın ve benim için değerlisin’ tınısı ve ışıkları yayacaktır. Lütfen ‘vakit mi var’ cümlesinin arkasına saklanmayın. İki işte çalışıp yinede çocuğuna zaman ayırabilmek benim hayatımda var olmuştur.

Sizlerle çalışmalarımda beynime not aldığım bilmeden yaptığımız yanlışlardan bahsetmek istiyorum. Sadece olayı doğru bırakıp zaman ve isimlerde değişiklikler yapacağım.

Ayşe  ‘Çok durgun görünüyorsun, neyin var’ sorusuyla anlatmaya başladı…

-Okullar haftaya açılıyor ve ben maymun bir sırt çantası istiyorum, annem alabileceğimizi söyledi. Bu yıl okula başlayacak kardeşimi de alarak alışverişe çıktık... Kardeşim yeni okula başlayacak olmanın hevesiyle pek çok şey istiyor annem de her isteğini alıyordu… Şapkalı kalemler telli defterler, renk renk boyalar alındı, alındı. Kardeşim adına mutluydum… mu bilmiyorum. Aslında aklım maymun sırt çantamdaydı ve aklıma gelen başıma geldi.

Annem: Kızım kardeşine pek çok şey alınca hesabımız şaştı... Senin çantan zaten yeni maymun çantayı daha sonra alırız dedi… Cevabı tahmin etmeye çalışın… Ya da ben söyleyeyim…  Hafif kaşlar çatıldı, önce hüzün sonra kızgınlık gezindi gözlerde… Ve ağzından şu kelimeler döküldü. ‘Kardeşimi artık hiç sevmiyorum’... Tam anlamıyla  hepimiz donduk..

Olayın aileyle paylaşılması gerekiyordu. Sessizce babayla ilişki kurdum. Üzüldü... Olayı hemen çözmemelisiniz, yoksa paylaştığımız belli olur her sorunda mesaj vermeye kalkılır, samimiyeti kaybederiz… Dedim. Samimi ve sıcak bir insandı. Üç gün sonra: Kızım; iki yıldır bekleyen maaş farklarımızı verdiler. Annen bu çantayı çok istediğini söyledi ben de sana sürpriz yapmak istedim diyerek çantayı almış tabii gönlünü de... Şimdi abla bir devlet dairesinde yönetici. Kardeş 12.sınıfa gidecek ve birbirlerini çok seviyorlar...

Hiç istenmeden yapılan bir yanlış ve iyi ebeveynden doğru çözüm…

Çalışmamızdan birinde de,  ‘kendinizi çok seviliyor hissettiğiniz bir ‘an’dan bahsediniz’... Dedim. Bisiklet alımından tatile çıkış öykülerine kadar anlatıldı. Ancak bir tanesi beni çok ama çok duygulandırdı. Çünkü konu bendim. Olayın anlatıcısı ise oğlumdu… Söz istedi..

‘Size geçtiğimiz yıl girdiğim üniversite sınavımdan bahsetmek istiyorum’ dedi... ‘Bir gün önce hastalandım. Resmen mikrop kapmıştım, ateşim vardı ve midem inanılmaz bozuktu. Her türlü tıbbi desteği sağlayarak sınava gireceğim Haydarpaşa Lisesi’ne vardık.  Babam içeri girerken; ‘oğlum kendini iyi hissetmiyorsan dönelim’ dedi. Halbuki ne kadar çok çalıştığımı ve çok istediğimi biliyordu. Çok zor da olsa sınavı tamamladım. Velilerin çoğu çocuklarına heyecanla ne yaptın nasıl geçti, diye sorarken babam bana ‘oğlum nasılsın sıkıntın var mı? Ateşin ya da ağrın var mı? diye sordu. Sınavdan hiç bahsetmedi. O anda ben babamın yavrusu olduğum duygusunu zaten çok iyi biliyordum ama bir kez daha yaşadım’… dedi.

Ben de yavrumu, yavrularımı çok ama çok sevdiğimi bir kez daha ve yine ıslanan gözlerimle düşündüm.
Sevdikleriniz, sevenleriniz ve onlar için yapacaklarınız hiç bitmesin.

                                                                            Sinan AKBAŞAK
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

R. Sinan AKBAŞAK... Köşe Yazıları

Neden Yazdığıma dair... R. Sinan Akbaşak

Neden Yazdığıma dair... R. Sinan Akbaşak İnsanların farklı alışkanlıkları, beğenileri vardır. Bu kavramların oluşması karakterinizden yetişme şeklimize kada...

Her şey konuşur

Her şey konuşur Çocuklara ‘Bu kapı konuşabilir mi?’ dedim… Daha yaşları da oldukça küçük olduğundan yüzüme tuhaf tuhaf baktılar
 İSTANBUL Hava durumu


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi