OKU-MUŞ VE ANLA-MIŞ OLMAK... Bekir YEŞİLTAŞ


Açıklama: Hatırlarsınız mutlaka otobüs veya araba ile giderken yolda karşılaştığımız her şeyin, yerlerin, tabelaların adını okumak için kendimizle yarışırdık. Şimdilerde yazılan kelimeleri okuyabilene ( otobüslerdeki o sıkışıklığa ve yabancılaşmış kelimelere rağmen
Kategori: Misafir yazarlar
Eklenme Tarihi: 09 Ocak 2012
Geçerli Tarih: 22 Haziran 2021, 07:28
Site: Gazete Tiyatroterapi
URL: http://gazete.tiyatroterapi.com/haber_detay.asp?haberID=273


OKU-MUŞ VE ANLA-MIŞ OLMAK

İlköğretim sıralarından önce başlıyor artık okuma – yazma öğrenmeye başlama. Anasınıfında sayılardan, meyvelerden, şekillerden, basit kelimelerden vs..  ile. O yaşlarda öğrenmeye başladığımız okuma ve yazma merakı İlköğretim 5. Sınıftan itibaren azalıyor dikkat edilirse, özellikle okuma.  ( İstisnalı Kısım ) Yazmak için ise yazılılar ve kompozisyonlar var. Bunlarda mecburen yazmak zorunda kalındığı için yazılır.

Ailemizde ya da çevremizde okuyan kimse yoksa,  ( gazete, kitap, dergi vs.. ) bizde göremediğimiz için okumuyoruz herhalde. Gözden ırak olan, gönülden de ırak olurmuş hani. Buna televizyon, internet, cep telefonu da eklenince okumamak için kendimize bahane bulmak çok da zor olmuyor. Televizyonda vakit geçirmek, istediğimiz bilgiye internetten ulaşıp, hızlıca geçmek ( öğrenemeden, anlık olanlardan hani ) cep telefonu ile mesajlaşmak. ( harfleri kısaltıp, Türkçeyi kafamıza göre çevirerek, kelimelere ( w,q,Q,x, ) harfleri ile yazıp, yabancılaştırarak )

 Hatırlarsınız mutlaka otobüs veya araba ile giderken yolda karşılaştığımız her şeyin, yerlerin, tabelaların adını okumak için kendimizle yarışırdık. Şimdilerde yazılan kelimeleri okuyabilene ( otobüslerdeki o sıkışıklığa ve yabancılaşmış kelimelere rağmen ) bravo. İnce sorunlarımız var bizim, ayrıntılı sorunlarımız. Ayrıntılarla ilgilenmeyen bizler, karşımıza çıkan sorunlara kızarak, tepkiyle ve kendimizi haklı çıkaracak şekilde cevap veriyoruz. Örnekler bu konuda çok, telefon operatörlerinin kampanyalarının sözleşmelerini okumadan imzalamak gibi, gecikmiş bir faturayı ya da kayıt olunan bir yerin aidatı gelmediyse, bundan kendimize kar çıkarmak gibi, haklarımızı bildiğimizi sanmak gibi, başkasının adına düşünmek gibi, alacağımızı zamanında almak fakat vereceğimizi aksatmak gibi, ( bundan çoğu kişinin ağzı yanmıştır ) buyurun nezaketini unutup, hop yavaş olsana be gibi, günaydın yüzler yerine asık yüzler gibi, aradığımız adresi sağa sola bakmadan önüne gelene sormak gibi, ( çaba harcamadan, hazıra alışmak ve zaman kaybı, sizin için değilse bile sorduğunuz esnaf ya da kişi için, ayrıca adresin tarifini alırken dinlememek ) Kısaltalım özentisiz yaşamak aldı gidiyor bizi. Aldığımız her şeye özen gösterip, verdiğimiz hiçbir şeyin önemini görmüyoruz. Özellikle sevgi konusunda. Konuştuğumuz zaman anlamamış yüzler, anlamış gibi sallanan başlar görünce moraliniz bozuluyor di mi ? Hoş olmuyor ? Af edersiniz, anlamıyorum, bilmiyorum, okumadım, duymadım vs..  yerine anlamış sallanan başlar. Hı hı, evet evet, katılıyorum sana, çok doğru, aynen öyle, ( her zaman değil tabi ) tanıdık geldi bu kelimeler di mi ?

Kendi fikirlerimizin olması gerekirken başkalarının fikirlerini sahipleniyoruz. Okuyup, öğrenmeyi zaman kaybı sanıyoruz. Düşünmeyi, fikir üretmeyi, cevap vermeyi zaman kaybı görüyoruz. Oku-muş ve anla-mış gibi yapmak daha kolayımıza geliyor çünkü. Bilgisiz sallanan başlar yerine, dik duran başlar arıyoruz.

Bekir YEŞİLTAŞ