Tavuk... Vedat SINMAZ


Açıklama: Demin de söyledim ya, bizde kümes içi demokrasi var. Horoz horozluğunu, tavuk tavukluğunu, piliç piliçliğini, civciv civcivliğini bilir. Liyakat sistemi gibi bir şey. Ve her birimiz birbirimize saygı ve sevgi çerçevesinde yaşamlarımızı sürdürürüz. Kadına şiddet, çocuğa şiddet, karşı cinse taciz siz insanların işi. Bizde öyle şey olmaz.
Kategori: Vedat SINMAZ
Eklenme Tarihi: 21 Kasım 2016
Geçerli Tarih: 22 Eylül 2017, 14:41
Site: Gazete Tiyatroterapi
URL: http://gazete.tiyatroterapi.com/haber_detay.asp?haberID=523



                                             TAVUK

( La Fontein'in anısına saygıyla...)

Sabah henüz gün ağarmak üzere iken kümesin kapısı "Tık, tık, tık" Diye çalınır.

Tavuklar birbirlerine şaşkınlıkla bakarken içlerinden en yaşlısı uykulu gözlerle yerinden

hafifçe doğrulur ve " Hayırdır, sabah sabah kargalar kahvaltısını yapmadan kim ola ki

bu gelen?" Diye mırıldanarak kapıya yönelir. Kapıyı açtığında şaşkınlığı bir kat daha artar.

Şık giyimli bir bey ve bir bayanı ellerinde kamera ile kapıda beklemektedir.

Bayan gülümseyerek başını kapıdan içeri sokar, tavuğa seslenerek,

- Good morning

-Gıt gıt gıdak.

-Bom dia.

-Gıt gıt gıdak

-Guten morgen

-Gıt gıt gıdak

Şık giyimli kadın yüzünü biraz asarak,

-Yahu ne inatçı tavuksun sana üç ayrı dilde sesleniyorum, tepki vermiyorsun.

Tavuk, ense tüylerini kabartarak,

-Gıt gıt gıdak dedik ya, daha ne istiyorsun?

Şık giyimli kadının keyfi biraz yerine gelir,

-Hah şöyle, sesini duyabildim en azından. Günaydın tavuk kardeş.

-Günaydın.

-Aaaa... sen konuşuyorsun, hem de bayağı bizim gibi konuşabiliyorsun.

-Evet, ne var bunda?

-Allah, Allah... Deminden beri sesleniyorum, sesin gıt gıt gıdak diye geliyor.

-Valla sizin de sesiniz bize gıt gıt gıdak diye geliyor.

-Ama üç dilde günaydın dedim, bir tepki vermedin.

- Günaydın dedin mi bayan? Günaydın!

-Yooo, günaydın demedim ama ben ingilizce, almanca, Portekizceden birini biliyorsun sanıyordum. Görünüşünüze bakılırsa kültürlü bir tavuğa benziyorsunuz da?

-İltifatınız için teşekkür ederim. Ama üzgünüm. Ben okuyamadım.

-Aaaa... Çok üzüldüm, neden okumadınız? Hem de bir bayan olarak?

-Bizim kümeste Oxford vardı da biz mi okumadık? Tavuğuz işte, tavuk geldik, tavuk gideriz.

-Neyse canım üzülme. Tavuk toplum olmak da suç değil, hem yalnız değilsiniz sizlerden binlerce var.

-Hooop! Lütfen üslubunuza dikkat edin. Tavukluğa sonuna kadar evet ama tavuk toplum diyemezsiniz bize.

-Bakıyorum da alındınız. Ama malesef gerçek böyle.

-O,sizin gerçeğiniz. Bizim yaşam felsefemizi bilmeden tavuk toplum diye yargılayamazsınız.

Hem, neyse, bizim kümese neden geldiğinizi öğrenebilir miyim?

-Tabi, ben de tam bunu açıklayacaktım, biz Cnn İnternatıonal kanalından geliyoruz,sizinle tavukların yaşam felsefesi hakkında röportaj yapmak istiyorduk,tabi ki izniniz olursa?

-Ne demek? Seve seve... Size nasıl yardımcı olabilirim?

-Günlük yaşamınızdan biraz söz ederseniz.

-Sabahları erken kalkarız, gün ağardığında kümesin sahibi gelir, altımızı temizler, yemlerimizi, sularımızı verir, yumurtalarımızı toplar, sonra bizi yeşillik alana bırakır, orada güneşleniriz, oynaşırız akşam olunca da kümesimize geri döneriz. Böyle işte.

-Yani burada da faşizm var, öyle anlaşılıyor. Bir avuç yem karşılığı akşama kadar sahibinize hizmet ediyorsunuz.

-Hayır efendim. Hiç de öyle değil. Sami Amca, yumurtalarımızı toplar, gider pazarda satar, parasıyla yem alır, biz ona yumurta veririz, o da bize yem ve su verir, altımızı, gübremizi temizler, sağlıklı yaşamamızı sağlar, bir çeşit karşılıklı hizmet diyelim buna. Yoksa faşizmin "F" Si kümesimizden içeri giremez. Kümes içi demokrasi var bizde.

-Gerçekten kutluyorum sizi. Ama verdiğiniz cevaplar beni tatmin etmedi. Demokrasiden söz ediyorsunuz, bu adam sizi kesip etinizi satmıyor mu?

- Yooo... Sami Amca akıllı adamdır. Bizi niye kessin ki? Siz altın yumurtlayan tavuğu keser misiniz?

-Vallahi haklısınız. Size tavuk toplum dediğim için bir kez daha özür diliyorum.

-Başka sorunuz var mı?

-Şey diyecektim, bu kasaplarda marketlerdeki milyonlarca tavuklar hunharca kesilip satılmıyor mu?

-Orda biraz haklısınız ama onlar zengin yaşam hayali ile kümeste yaşamaya razı olmayan tavuklar. İşte onların sonu da ya Mc. Donald ya da market reyonları.

-Bir de şu var, marketten tavuk alıyoruz, tavuk budu, koyun budu kadar maşallah ama etleri lastik gibi çiğnedikçe uzuyor. Bu konu hakkındaki fikriniz?

-Vallahi ne diyeyim ablacığım? Yumurtalarımızı çalıp, basıyorlar hormonu, ufacık civciv civcivliğini yaşayamadan bir ayda koca tavuk oluyor. Bu biraz da siz insanların suçu. Her şeyi ticari düşünüyorsunuz. Daha çok para, daha çok güç için birbirinizi zehirliyorsunuz haberiniz yok. İnsanoğluna en büyük kötülüğü yine insanoğlu yapıyor.

-Siz bayağı akıllısınız, çok güzel düşünceleriniz var. Bir de hindiler düşünür derlerdi. Tavukları hiç hesaba katan olmamıştı.

-Hindi mi? o bizim amca kızı kel Fatma derler, erkeği de dayı oğlu ona da baba hindi derler.

Ama onlar aynı sizin bazı entelleriniz gibi sadece düşünürler, düşüncelerini ortaya döküp, eyleme geçiremezler. O yüzden ömür boyu hindi olarak kalırlar.

-Size gittikçe hayran oluyorum bayan tavuk. Peki, modayı takip ediyor musunuz?

-Pek sayılmaz ama genelde takip ederiz. Geçen gün kuaföre gittim, ibiğimin altına sarı attırdım, hani sizin genç kızlar saçlarının ucuna sarı attırıyor ya,

-Eeee... Ne oldu sonra?

-Ne olacak abla? Öbür tavuklar kıskançlıktan ibiğimi gagaladı. Kadın her yerde kadın yani.

-Kadın demişken, siz horozunuzdan şiddet görüyor musunuz?

-Yoook, asla. Demin de söyledim ya, bizde kümes içi demokrasi var. Horoz horozluğunu, tavuk tavukluğunu, piliç piliçliğini, civciv civcivliğini bilir. Liyakat sistemi gibi bir şey. Ve her birimiz birbirimize saygı ve sevgi çerçevesinde yaşamlarımızı sürdürürüz. Kadına şiddet, çocuğa şiddet, karşı cinse taciz siz insanların işi. Bizde öyle şey olmaz.

-Hımm... Anladım. Horozunuz da pek güzel ötüyor maşallah.

-Öteerrrr... Horozun işi bu. Sizin horoz da güzel ötüyor maşallah. Bir bağırıyor " Eyyy Amerika!" Diye sesi teee bizim kümesten duyuluyor. Korkudan yumurtadan kesiliyoruz.

-Bizim horoz kendi ötüyor, kendi dinliyor, anca orta doğuda öter bizim horoz. Horoz demişken, bir de  Hint horozları var, işleri güçleri dövüşmek.

-Valla onlar bizim familyadan değiller, bizim familyadan Amerikan horozları var. Onlar akıllıdır, kendileri asla dövüşmez orta doğuda başka horozları dövüştürüp birbirlerine kırdırırlar. Sen de çok siyaset yapıyorsun be abla.

-Ne yapalım? Haberciyiz biz. İşimiz bu. Horoz demişken, horozlar özel yaşamınıza karışırlar mı?

-Yok, karışmazlar, sen hiç duydun mu en az üç civciv yapın diyen bir horoz?

-Haklısın tavuk kardeş. Peki, otlamak için yeterli yeşil alan bulabiliyor musunuz?

-Sayenizde pek yeşil alan kalmadı. Şurada deniz kenarında otluyorduk oraya da köprü yaptılar, pek kimse de geçmiyor. Hem pahalıymış, hem de yolu çok uzunmuş. Sami Amca konuşurken duymuştum. O yerin az ilersinde yeşil ormanlık vardı, oraya da sizin horozun damadı özel okul yapmış, kızlar erkekler ayrı okuyacaklarmış, halbuki biz tavuklar kızlı erkekli kardeş kardeş yaşıyoruz, bunlar nereden ne icat çıkaracaklarını bilmiyorlar. Kalan yeşil alanları da rezidans diye betonla doldurdular, sen sağ ben selamet şurada bir avuç kümeste yaşam alanımız kaldı, onu da yakında başımıza yıkarlar, parsel parsel zenginlere satarlar, ondan sonra da niye yumurta yok diye çok ağlarsınız. Ama sadece bizim değil, kendi sonunuzu da hazırladığınızın farkında bile değilsiniz. Ben bir tavuk olarak ne yapabilirim ki? İstediğim kadar bağırayım, benim tepkim size "Gıt gıt gıdak" Diye geliyor. Siz anlamak istemedikten sonra benim de çene yormama pek gerek yok.

-Peki, başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Sınıf başkanlığı mı?

-Yok ya, devlet başkanlığı.

-Onu amca kızı düşünüyor, kel fatma. hala da düşünüyor ama bize uymaz abla.

-Ama Amerika’da var.

-Amerika’da var da, bir de onun yanında temsilciler meclisi var. Öyle kimsenin kafasına göre hükümdarlık yok. Ama siz kendi aranızda tartışın, biz inanmayız anca hindiler inanır.

-Çok teşekkür ederim tavuk kardeş. Çok güzel bir söyleşi oldu. Peki, son sorum, siz nasıl böyle özgür ve akıllı kalabildiniz?

-Ablacığım, bizler nerden geldiğimizi, ne mücadeleler vererek geldiğimizi unutmadık. Kimsenin süslü laflarına vaatlerine kanmadık. Atalarımızın izinden gittik, onların öğütlerinin dışına çıkmadık. O yüzden hala özgür, saygın ve dimdik ayaktayız. Yoksa bizim de sonumuz ya mc. Donald, ya da bilmem nerenin çöplüğü olmuştu.

-Peki, bize tavsiyen?

-Elbet bizim gibi sizin de atalarınız vardır. Ata’nızın sözünden çıkmayın. Yolunu yol edinin. Biraz sıkıntı çekseniz de sonunda mutlu günlere ulaşırsınız. Unutmayın, Ata’nızın yolundan başka yol yok!

-Çok teşekkür ederim tavuk kardeş, çok olumlu bir röportaj oldu.

-Rica ederim, benim tavuk aklımla verebileceğim akıl budur. Belki size, belki bazılarına gıt gıt gıdagibi gelir ama sonunda üzülmek istemiyorsanız bu tavuk kardeşinizin sözlerini unutmayın.

 

 Vedat SINMAZ