Konuşan Pirinçler... Nurten AKBAŞAK


Açıklama: Bir bardak pirinç bir tencere yemek oldu. Kendi kendime dedim ki aslında hiç bir şey göründüğü gibi değil sanki… Bir avuç tohumun vardır, bir tarla ürünün olur. Bir küçük derdin vardır… Ömrünün sonu olur. Bir küçük sevincin vardır… Sanki yeniden doğarsın. Bir küçük kuş öter için coşkuyla dolar… Yani ‘Ne az’ dır… ‘Ne çok’ tur. Gördüklerin mi önemli, görmek istediklerin mi?
Kategori: Misafir Yazarlar
Eklenme Tarihi: 14 Aralık 2016
Geçerli Tarih: 18 Kasım 2017, 00:20
Site: Gazete Tiyatroterapi
URL: http://gazete.tiyatroterapi.com/haber_detay.asp?haberID=529



İlk Pilavım...

Genç kızlık... Artık büyüyorum.  Yavaş yavaş mutfağa geçişimi istiyordu annem...İlk yemek denememi pilavla gerçekleştirmemin uygun olacağını düşünmüştü sanırım.

Bir bardak pirinç almamı istedi. Biz ailede altı kişiydik… Kafam karıştı. Bir bardak pirinç, altı kişi… Bir kez daha sordum ve yarım yamalak aklımda kalanlarla yaptım. Çok istenilen gibi olamadı tabii, çünkü lapa olmuştu… Ana bana çok düşkün olan babamın, ve hiç dişleri olmayan dedemin çok hoşuna gitti. Annem ise hiç beğenmedi.  Küçük kardeşim bu sütlaç ama içinde süt yok diye sızlandı…

Bense düşünüyordum.  Bir bardak pirinç bir tencere yemek oldu. Kendi kendime dedim ki aslında hiç bir şey göründüğü gibi değil sanki… Bir avuç tohumun vardır, bir  tarla  ürünün  olur.  Bir  küçük  derdin  vardır…  Ömrünün  sonu  olur.  Bir küçük  sevincin  vardır…  Sanki  yeniden  doğarsın.  Bir  küçük  kuş  öter  için  coşkuyla  dolar…  Yani  ‘Ne  az’ dır…  ‘Ne  çok’ tur.  Gördüklerin mi  önemli, görmek  istediklerin mi?

Yıllar evvel  Anadolu  gezisine  çıkmıştık.  Batı  Karadeniz’den  başlayıp  devam  etmekti niyetimiz…  Kastamonu,  oradan Tosya’ya uğradık. Hayatımda pirinç tarlasını  ilk  kez  orada  gördüm.  Tarla  ya da bataklık… Ne desem bilemedim. 

Çeşme  başlarında  konaklamayı  pek  severiz… Hele  başında  birkaç  kadın  varsa…  Sohbet amaçlı  durur iki laf ederiz.  Yine öyle  oldu…  Durduk.  ‘Merhaba kolay gelsin’ leştik… Neresi kolay bacım dedi… İnsan mıyız  kurbağa mıyız  belli değil. Dedemin bir avuç pirinci varmış.  Ekmiş dikmiş, olmuş kocaman  tarla…   Bizim olmuş iki ton pirinç. Bir  bardak  pirinçten değil  ha, yetişenden   düşen iki ton…  Onu  satsak  oğlan  everilecek yetmez… Yetse  kalan  yaşamaya yetmez.  Şimdi, ister kolay  gelsin,  ister zor…  Yapılacak.  Oğlanlar  everilecek  kızlar  gelin  edilecek.  İster  çeyiz,  isterse  başlık…  Hepsi  suya çamura  yani pirince  bakacak…  Ama sakın  üzülmeyesin siz.  Pilavınıza  et suyu katın,  en  güzelinden yapın,  düğünde  cenazede  dağıtın ki,  biz  pirinci  satalım…  Sonra  yine ekelim.  Kurbağaları  küstürmeden  suyun  içine  girelim.  Haydi, size hayırlı yolculuklar… 

Muhabbet bitti gibi mi? Yoksa yeni mi başlıyor…
Bilemiyorum. 
Kafam karıştı… Sanırım ben geri  kalanını  evde  pilav  yaparken hazırladığım  bir  bardak  pirinçle  sürdüreceğim.
Ama şurası kesin… Hiçbir şey göründüğü gibi değil.

 

                                                                                             Nurten AKBAŞAK










...............................