Bir Bardak Pirinç... Ebru YÜCER


Açıklama: Meğer ne zormuş aniden karşısına çıkınca; pilav olarak hayal ettiğin ve tanıdığın bir bardak pirinç hakkında düşün ve düşünmekle kalma bir de yazı yazı.
Kategori: Misafir Yazarlar
Eklenme Tarihi: 05 Ocak 2017
Geçerli Tarih: 22 Eylül 2017, 14:36
Site: Gazete Tiyatroterapi
URL: http://gazete.tiyatroterapi.com/haber_detay.asp?haberID=533




BİR BARDAK PİRİNÇ

Bir gün birisinin benden bir bardak pirinç hakkında yazı yazmamı isteyeceği hiç aklıma gelmemişti ta ki hayatıma yeni giren ve girdiği için kendimi çok şanslı hissettiğim Sayın Sinan Hocam ile tanışana kadar…

Kendimizin ne kadar değerli olduğumuzun farkına varmamızı sağlayan ve bunu yaparken konuyu bir bardak pirince kadar getiren Sinan Hocama öncelikle kattığı değer için çok teşekkür etmek isterim…

Bir bardak pirinç ile ilgili bildiğim ya da bugüne kadar düşündüğüm tek şey 4 kişiye yetecek kadar bir pilav olduğu idi.

Meğer ne zormuş aniden karşısına çıkınca; pilav olarak hayal ettiğin ve tanıdığın bir bardak pirinç hakkında düşün ve düşünmekle kalma bir de yazı yazı.

İnsanlık için çok kutsal bir yiyecek olan pirinç deyince benimde ilk aklıma gelen bir diğer şey çok klişe olacak ama tabakta asla bir tanesinin bile bırakılmaması gereken çöpe gitmesinin çok günah olduğu özel bir yiyecek…

Ama içine girip üzerinde düşününce nelerde geliyor insanın aklına, mesela hepimiz bir pirinç tanesi değil miyiz şu koca dünyada, ama pirinçten bir farkımız var ve olmalıda, pirinç işlenince yani pilav olunca her bir tanesi kayboluyor o lapalığın içinde, hiçbir tane birbirinden ayrılamıyor hepsi aynı, ya insanlar öylemi, hepsi birbirinden farklı, hele işlenince ince ince nasılda değişiyor birbirinden nasılda farklı oluyor, kimi fiziğiyle, kimi yaptıkları ile, kimi düşündükleri ile değil mi?

Düşünsenize herkes aynı olsa tıpkı pirinçler gibi ne yapardık ne kadar sıkıcı olurdu beklide hayat, gelişemezdik hem bireysel olarak hem de toplumsal olarak.

İşte bizde şuanda Sinan Hocamın önderliğinde tiyatroterapi ile işleniyoruz, işleniyoruz ki birbirine benzeyen monoton kalan aynı pirinç taneleri olmayalım. Biz tiyatroterapi öğrencileri olarak toplumun içinde küçücük bir gurubuz pilav içinde kaybolan pirinçler gibi, ama işlendikçe ayrılacağız birbirimizden farklılaşıp farklılaştıracağız hem kendimizi hem toplumu, pilavın içinde kaybolmayacağız yani.

Hepimiz birbirimizden farklı olalım, birbirimizin zayıf yönlerini çıkartıp güçlendirelim, sivrilmesi gerekiyorsa sivriltelim, törpülenmesi gerekiyorsa da törpüleyelim ve tüm bunları yaparak bir birimize değerler katalım.

Değil mi ki biz pirinç gibi olmak istemiyorsak bir pilavın içinde kaybolan,  o zaman her yaşta eğitilelim-eğitelim, öğretilelim-öğretelim ve değişime-gelişime açık olalım.

Haydi, şöyle bir bakalım… Hepimizin hayatında ne kadar da çok pirinç tanesi var aslında düşününce… Hayatımızı renklendiren, bazen sevindiren bazen üzen ne çok pirinç tanesi… Olmazsa olmazlarımız o pirinç taneleri bizim öyle değil mi? Eşimiz, çocuğumuz, ailemiz, arkadaşlarımız, dostlarımız ve belkide düşmanlarımız. Evet evet yanlış görmüyorsunuz düşmanlarımız, onlar bile aslında bize ve hayatımıza bir anlam katıyorlar, düşünmemize kendimizi eleştirmemize ve bazen var olan yanlışlarımızı bulmamıza yardımcı oluyorlar.

Nasıl güzelin karşısında çirkin, evetin karşısında hayır, doğrunun karşısında yanlış, fazlanın karşısında eksik var ise iyinin karşısında da kötü olabiliyor. İşte bu kötüler bazen hayatın iyi taraflarını görmemizde bize yardımcı olabiliyor.

Tıpkı bir bardak pirincin içinde nasıl bazen taş ya da bozuk taneler olabiliyorsa, biz insanların hayatında da kötü pirinç taneleri olabiliyor.

Hepimizin hayatında ayrıştırabileceğimiz hep iyi pirinç tanelerinin olması dileklerimle…

 

Ebru YÜCER