İNSANI BİZE ÖĞRETMEYE ÇALIŞAN YAZAR... CENGİZ AYTMATOV


Açıklama: Siyasetin kavurucu sıcaklığında insanın içini serinlettiği kadar ısıtan ve insanı bize öğretmeye çalışan roman ve öykülere de gereksinme var. İşte belki de bunların önde gelenlerden birisi,Cengiz Aytmatov ve yapıtlarıdır. Türk İnsanı ,O’nu Atıf Yılmaz’ın “Selvi Boylum, Al Yazmalım”adlı filmiyle tanıdı. Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı
Kategori: Tiyatroterapi'den
Eklenme Tarihi: 18 Temmuz 2017
Geçerli Tarih: 18 Kasım 2017, 00:21
Site: Gazete Tiyatroterapi
URL: http://gazete.tiyatroterapi.com/haber_detay.asp?haberID=538


İNSANI BİZE ÖĞRETMEYE ÇALIŞAN  YAZAR:CENGİZ AYTMATOV

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

mustafa.kaymakci68@gmail.com

Siyasetin kavurucu sıcaklığında insanın içini serinlettiği kadar ısıtan ve insanı bize öğretmeye çalışan  roman ve öykülere de gereksinme var.

İşte belki de bunların  önde gelenlerden birisi,Cengiz Aytmatov ve yapıtlarıdır. Türk İnsanı ,O’nu Atıf Yılmaz’ın “Selvi Boylum, Al Yazmalım”adlı filmiyle tanıdı. Daha sonra kaynakçamıza “Mankurtlaşma” sözcüğünü kazandırarak girdi.

Ben de kendisini ilk kez “Toprak Ana” adlı kitabını okuyarak sevdim. Bu sevgi,bir Kırgız öğrenciye yaramıştı. Yıllar önce üniversitemdeki  odamda çalışırken bir Kırgız öğrenci gelmiş ve yanımda doktora yapma isteğinde bulunmuştu. Ben de önce Cengiz Aytmatov’la ilgili kısa bir sorgulama yaptım. Kitaplarını okuduğunu söyleyince isteğine olumlu cevap vermiş ve daha sonra O’nun aracılığıyla İzmir’e geldiği sırada Cengiz Aytmatov ile tanışma onuruna kavuşmuştum.

Geliniz Fransız şairi Louis Aragon’un  bile, “Dünyanın En Güzel Aşk Hikayesi dediği  yapıtın sahibi Cengiz Aytmatov’u biraz yakından tanımaya çalışalım.

Cengiz Aytmatov kimdir?

12 Aralık 1928 günü Kırgızistan’da, Manas’ın Talas Vadisi’nin Şeker Köyü’nde dünyaya geldi. Babaannesi  Ayımkan hatunun masallarını ve türkülerini dinleyerek büyüdü.

Babası ve amcası,Stalin’nin Tüm Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ni Ruslaştırma politikalarının   kurbanı oldu.Türklüğü ve Türk birliğini destekledikleri için halk düşmanı ilan edildiler,önce sürgüne  ve sonrada öldürüldüler.

Uzun yıllar akıbetleri konusunda bilgi alın(a)madı.

Cengiz Aytmatov,İkinci Paylaşım Savaşı’ndan sonra Kazakistan’a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu’nu  bitirdi,daha sonra Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te  Tarım Enstitüsü’nde öğrenimine devam etti ve zooteknist (Hayvan Bilimcisi)  olarak mezun oldu.

Aytmatov’un yapıtlarında insanı tanıması kadar doğayı,bitkileri ve hayvanların tanımasının nedeni yaptığı bu öğreniminden kaynaklanır.

Ve yazmaya başladı.

İlk kez,1952 yılında  savaş sonrası açlık ve sefalet çeken Japon çocuklarının  yaşamlarını , “Gazeteci Çocuk Dzyuyo” adlı  öyküsü ile anlattı.

1957 yılında, savaştan kaçan köylü İsmail’in öyküsünden yola çıkarak; “Yüz Yüze” ve  1958 yılında Louis Aragon’un, “Dünyanın En Güzel Aşk Hikayesi,” dediği “Cemile” romanını yazdı.

1963 yılında savaşların  yarattığı yıkımı ve insanların mücadelelerini, toprağın dili ve  tanıklığıyla aktaran “Toprak Ana”yı  kaleme aldı.

Aytmatov,”Toprak Ana”’da şöyle sesleniyordu: “Saban izine bir çekirdek, bir tohum tanesi atın, size yüz katını vereyim, küçük bir fidan dikin kocaman bir çınar vereyim! Evler kurun, temel olayım! Üreyin, çoğalın, hepinize güzel bir barınak olayım! Derinim, yükseğim, büyüğüm, ucum bucağım da yok. Hepinize yeterim ben”

1977 yılında İlyas ile Asel’in saf aşkını anlatan “Al Yazmalım” romanını yazdı.Yukarıda da yazdığım gibi Atıf Yılmaz da, bu romanı Ali Özgentürk’ün senaryosuyla   “Selvi Boylum, Al Yazmalım” adıyla film yaptı.Filim,Aytmatov’un emeğe duyduğu saygıyı güzel bir şekilde öne çıkarmıştı. Filimde  “Sevgi nedir?” sorusunun cevabı  “Sevgi Emektir.” şeklinde verilmişti.

1980 yılında  ise Aytmatov,“Gün Olur Asra Bedel”de, geleneklerini korumaya çalışan insanların anıları, aşkları ve yaşamları üzerinden komünizm sonrası ortaya çıkan sosyal ve kültürel sorunları ortaya koydu.

1990 yılından itibaren de, Sovyetler Birliği ve Kırgız Cumhuriyeti’nin diplomatı oldu ve  10 Haziran 2008’de seksen yaşında  sonsuzluğa uğurlandı.

Cengiz Aytmatov Neden Sevildi ve Benimsendi?

Cengiz Aytmatov’un  yapıtlarında,milletinin tarihi boyunca kazandığı, sosyal, ahlaki, edebi ve kültürel maddi ve manevi zenginliklerini  yansıttığı gözlemlenir.

Yerel kültüre önem ve değer verdiğini görürüz. Ancak geçmişte  hatalı olduğuna inandığı ögeleri de eleştirmekten uzak durmaz.

Yapıtlarında mit ve efsaneleri  özenle işlenmesi yazarın bir diğer üstünlüğüdür. Onları halkın belleği , yazılmamış tarihi olarak görür. Felsefi yapıları kadar fiktif(*) yapılarından da etkilenir.

Milletinin savaşlardaki acılarını,kahramanlıklarını ve deneylerini yazılarına dökmüştür. Yapıtlarında kendisinin de söylediği üzere hep tipik insanı ortaya koymaya çalışmıştır.

Edebiyatın insanlar arasında ortak dünyalar oluşmasına yardım ettiğini,bu nedenle  edebiyatın öneminin her geçen gün daha da artığını vurgular.

Yapıtlarında  "iyimser bir gelecek" ile de karşılaşırız .

İşte burada Türk Okuru ile  buluşur.

Çünkü Aytmatov’un  tanımladığı insanlar, Anadolu insanının da sıcaklığını, hüzünlerini ve umutlarını  yansıtmıştı.Aytmatov Türk okuru ile adeta eşduyum yapmıştı.

-----------------------------------------------

(*) Fiktif;gerçek olmayan ancak var gibi sayılan demektir. Roman, hikaye, masal, halk hikayesi ve destan gibi edebi eserler için kullanılır. Yazar, dış dünyaya zihninde bir şekil verir ve bunu eserine aktarır. Bu tür eserler, tasvir esasına dayandığı için olaylar ve kahramanlar fiktiftir.

 

 


................