DAVOS’DA FAKİRLERİN HALİNE ÜZÜLMEK!


Açıklama: Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı Geçtiğimiz 23-26 Ocak 2018 günlerinde Davos Zirvesi,her yıl olduğu gibi Davos (İsviçre)’de gerçekleştirildi.Eskiden çok umursardık .Ancak Türkiye kamuoyuna pek yansıtılmadı.
Kategori: Prof.Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Eklenme Tarihi: 04 Şubat 2018
Geçerli Tarih: 06 Aralık 2019, 16:22
Site: Gazete Tiyatroterapi
URL: http://gazete.tiyatroterapi.com/haber_detay.asp?haberID=554




DAVOS’DA FAKİRLERİN HALİNE ÜZÜLMEK!

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

mustafa.kaymakci68@gmail.com

    

 

Geçtiğimiz 23-26 Ocak 2018 günlerinde Davos Zirvesi,her yıl olduğu gibi Davos (İsviçre)’de gerçekleştirildi.Eskiden çok umursardık .Ancak Türkiye kamuoyuna pek yansıtılmadı.

Önce kısa bir bilgi tazeleme yapalım.”Davos Dünya Ekonomik Forumu ya da Davos Zirvesi nedir?”diye.

Davos Zirvesi,1971 yılında başlıyor. Klaus Schwab adlı kişi,yeteri derecede iyi çalışamayan Avrupalı şirketlere Amerikan tekniklerini anlatma hedefi ile konferansı kurduğunu söylemişti.

Dünya Ekonomik Forumu,amacını “dünyanın durumunu iyileştirmek” olarak tanımlıyor.Zirvelerde  eğitim,gelir eşitsizliği,teknoloji ve bilimdeki gelişmeler, iklim değişikliği, kamu sağlığı gibi  konular tartışılırmış.  Bu yılkı konu ise kısaca “fakirlerin haline üzülme” imiş. “

Yoksa yukarıda tartışılan konular göz boyama ya da timsahın gözyaşları  mı? Bunu algılamak için ”Davos Dünya Ekonomik Forumu'na kimler katılıyor?”,ona bakmak gerekir.

Davos Dünya Ekonomik Forumu'na önemli ticaret birlikleri ve kurumların başkanları, güdülenmiş akademisyenler ve de Uluslararası Para Fonu ve Birleşmiş Milletler temsilcileri katılacak kurumlar arasında yer alır.

Aslında forumun üyesi ve finansörleri özel şirketlerdir. Seçkin politikacılar, bilim insanları, sivil toplum örgütleri ,din adamları ve medya temsilcileri işin süsüdürler.

Kimi zamanlarda Davos başlatılırken  Financial Times gibi  kimi gazetelerde suretâ haktan görünen yazarlara “uluslararası liberal düzen hasta…Liberal düzen dağılıyor çünkü halkın gereksinimlerini tatmin edemiyor”bile dedirtirler.

Bu toplantılarda tartışılan,ancak özünde birleştikleri konu “neo-liberal sistemi nasıl sürdürürüz, dünyadaki insanların beyinlerini nasıl yıkarız?” konularıdır.

Geliniz bu konuda,iki terimi ve düşünürü anımsatalım.

Birincisi; Antonio Gramsci’nin; “Elit bir azınlığın toplumun  geri kalan büyük bir çoğunluğuna hükmetmesi, çoğunluğun da hükmedilmeyi ve yönetilmeyi  kabul etmesini içeren“Hegemonya Kavramı”dır.

Gramcsi;

İkincisi ise Ünlü Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov’un dilimize kazandırdığı “Mankurtlaşma “ sözcüğüdür. Mankurtlaşma, zihnin başkaları tarafından yeniden yapılandırılması yoluyla, kişinin kendi kimliğinden uzaklaştırılması ve yabancılaştırılması, böylece konuları egemen güçlerin bakış açısı ile değerlendirilmesi olarak tanımlanabilir.Bu iş,bireyler düzeyinde olduğu üzere toplumlar içinde geçerlidir.

Özetle Davos Zirveleri’nin özünde,neo-liberal politikaların değişmez ve kalıcı olması için “Hegemonya” ve “Mankurtlaşma” yöntemlerinin günümüz uyarlaması konuları üzerinde durulur.

Gelinen noktada,uzağa gitmeyelim.Bu yılkı Zirvede de,Irak ve Suriye’de,yakın geçmişte Libya’da  yaşanan trajediler  tartışıldı mı?

Davos’un konuşmacıları, efendileri olan petrol ve silah şirketlerin çıkarları için “Kaç milyon kişi,Libya, Irak ve Suriye’de  öldürüldü?Kaç milyar dolar  silah satıldı? Ne kadar göçmen Akdeniz’in sularında can verdi?Bodrum’da cansız bedeni kıyıya vuran Suriyeli Aylin bebeği anımsamak ”gibi konuları gündemlerine getirdiler mi?

2 Şubat 2018

 

                                             .................................................................