Gazete Tiyatroterapi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Rabia Yavrutürk

Rabia Yavrutürk

Tarih 15 Eylül 2010, 01:26 Editör

Kızılay Hemşirelik Okulu

   OKULUMUZ

 

     Çoğumuz  dar gelirli ailelerin çocuklarıydık. Öncelikli amacımız; kendi ayaklarımızın üzerinde duracak, kısa yoldan bir meslek sahibi olmaktı. Ortaokul sonrası, ailelerimizin, okul mezunlarından tanıdıklarımızın yönlendirmesi ya da şefkatli yapımıza uygun ideal bir meslek olarak gördüğümüzden "HEMŞİRELİK" mesleğine yönelmiştik. Bir kısmımız okulun bulunduğu İstanbul çevresinden olsa da Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen arkadaşlarımız da vardı.

    Bir akşamüstü bir elimizde valiz diğer yanımızda ailelerimizle Kızılay Hemşire Okulu'ndan içeri girdik. O günkü koşullarda yılın 11 ayını geçireceğimiz bu okulda artık anne babalarımız; öğretmenlerimiz, kardeşlerimiz, arkadaşlarımızdı. Okuyanlar bilir, yatılı okulda ilk akşamınızı hiç unutamazsınız. Bir otel restoranı düzenindeki yemekhanede yediğimiz akşam yemeğinde ve 5 kişilik yatakhanelerimizde hemen arkadaşlarımızla kaynaşmıştık. Okul süresi ve sonrasında hiç bitmeyecek olan bağlılığımız orada başlamıştı.

Okulumuz, Cumhuriyet'in ilk yıllarında, ülkenin hemşire ihtiyacını karşılamak üzere, Atatürk’ün direktifleri ile Türkiye Kızılay Derneği tarafından, Aksaray Sinekli Bakkal Sokağı'ndaki Kazasker Ali Bey Konağı'nda 21 Şubat 1925 tarihinde açılmıştır. Konak, Halide Edip ve Adnan Adıvar tarafından Türkiye Kızılay Derneği'ne bağışlanmış ‘Sinekli Bakkal’ romanındaki Pembe Köşk'tü. Kendine has atmosferi bizi çok etkilerdi. İlk yöneticileri Amerika'dan veya İngiltere'deki Florance Nightingale Hemşire Okulu mezunlarından olduğundan İngiliz disiplini hakimdi. Soyadı ile hitap şekli kullanılır, hocalarımızın ve büyük sınıflarımızın başına ‘bayan’ eklenirdi.

Okula alışmaya çalıştığımız ilk günlerde, hocalarımız devamlı aramızda dolaşır, yatakhanelerde yaşam düzenimizi,yemekhanelerde çatal, bıçak kullanışımızı, yemek yiyişimizi kontrol eder, aksi durumlarda uyarır, düzeltirlerdi.Yöneticilerimizin birçoğu, okul sonrası yurt içi , yurt dışı yüksek eğitim almış, çoğu evlenmemiş, hayatlarını hemşire yetiştirmeğe adamış, idealist insanlardı. Sadece hemşire değil; sosyal,kültürlü,sorumluluk sahibi, sabırlı ve şefkatli bireyler olarak yetişmemizi sağlıyorlardı. Çünkü orası yalnız bir öğretim kurumu değil mükemmel bir eğitim kurumuydu. Kazandığımız bu özelliklerin hayatta bize çok faydası olmuştur. Ayrıca o yıllardaki Türkiye Kızılay Derneğinin çok değerli yöneticileri en iyi şekilde yetişmemiz ve ‘Kızılay Hemşiresi’ imajının meslekte en üst noktada olması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyorlardı.

Kültür derslerimize İstanbul Erkek Lisesisi'nin  ve Kültür Koleji'nin en değerli hocaları geliyordu. Meslek dersleri hocalarımız ise stajlarımızı yaptığımız İstanbul ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinin değerli Prof. ve Doç. Doktorlarıydı. Bunlar arasında Fikret Karaca(cerrahi), Kemalettin Büyüköztürk (iç hastalıkları), Bülent Berkarda (farmakoloji), Nadir Hatemi(çocuk hast.), Sabahattin Kerimoğlu (psikiyatri), Nedim Zenbilci(nöroloji), Behbut Cevanşir (KBB), Cabbar Hulagu, Fazıl İnanç (kadın hast. Doğum), Melih Tahsinoğlu (pataloji) v.s. sayabiliriz. Onlar nasıl bir hemşire ile çalışmak istiyorlarsa bizi öyle yetiştirdiler. Ayrıca yeteneklerimizin geliştirilmesi için, müzik, tiyatro, folklor gibi sosyal faaliyetlere de önem verilirdi. Folklorda hocaların hocası Üstün Gürtuna müthiş bir ekip oluşturmuştu.

Zaman zaman gruplar halinde tiyatro ve operaya, pazar günleri şan hocamız Şükrü Arsev nezaretinde şan Sineması'ndaki klasik müzik konserlerine giderdik. Uygulamalı olarak, mum ışığında, orkestra eşliğinde akşam yemeği eğitimi bile alırdık. Orası aynı zamanda idealist öğretmenlerle idealist öğrencilerin yaşadığı bir yuvaydı.

      Değerli Edebiyat hocamız şair Hilmi Soykut sınıf yıllığımızda ‘Bu kutsal çatı altında hiç unutamayacağım üç büyük haslet gördüm; nezih bir samimiyet, karşılıklı saygı ve sevgi, mesleğe gönülden bağlılık’ diye yazmışlardı. Dört yılın sonunda bir meslek sahibi olmamızın yanısıra, sosyal, kültürlü, ülkesine, ailesine faydalı, dostluk, arkadaşlık yapabilme kabiliyetleri yüksek bireyler olarak yetiştik. Geldiğimiz gibi Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki hastane ve sağlık kuruluşlarına dağılıp gittik. En zor şartlarda, arazide, çadırlarda, depremde, mülteci kamplarında, gerektiğinde 24 saat sabırla, şefkatle, sevgiyle çalıştık. Okul mezunlarımız ilerleyen zaman içinde bu ülkeye doktor, mühendis, subay, hukukçu, iktisatçı, sanatçı evlatlar yetiştirdiler.

        Ne yazık ki, Cumhuriyet'in ilk yıllarının zor ekonomik koşullarında açılan, sağlık ordusuna binlerce hemşire yetiştiren okulumuz, 2004 yılında hemşirelikte yüksek okul eğitimine geçiş ve ekonomik yük bahaneleri ile kapatıldı. Hastanelerin ‘sus’ levhalarındaki Kızılay Hemşiresi tarihe karıştı. Pembe Köşk dışındaki binalar yıkıldı. O eğitim yuvasının yerine şimdi özel hastane yapılıyor.

        Belki de Halide Edip Adıvar ve Adnan Adıvar ömürlerinin son dönemlerinde maddi sıkıntılar çekmişlerdir. Ama eminim böyle bir yeri Kızılay'a bağışlamış olmaktan hiçbir zaman pişman olmamışlar ve orada yetişen hemşirelerle gurur duymuşlardır.

         Bizim için acı olan ise; ‘buradan mezun olmuştuk’ diyeceğimiz bir okulumuz, bir zamanlar neşeli çığlıklarımızın yankılandığı bahçelerimiz, yemekhanemiz ve yatakhanelerimiz yok artık. Hiç değilse geleneksel pilav günlerinde anılarımızı yad ettiğimiz okulumuzu kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.

 

                                                                          RABiA YAVRUTÜRK

                                                                                           

                                                                                     

                                                 Kızılay Hemşire Okulu 1969   Mezunlarından

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Dostlarımdan...

Eğitimin Harikalar Diyarı ve Dünya Birincisi Finlandiya'nın Eğitim Sistemi

Eğitimin Harikalar Diyarı ve Dünya Birincisi Finlandiya'nın Eğitim Sistemi Finlandiya, dünyada eğitim problemini en erken çözmüş ülkelerden biri. Dünyanın en başarılı okullarından bir kısmı ...

Bir Anı...

Bir Anı... Talip APAYDIN'IN 1967 yılında yayımlanan ''Karanlığın Kuvveti'' adlı kitabında yer alan anısı, ...
 İSTANBUL Hava durumu

GALERİ


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi