Gazete Tiyatroterapi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Oğuzhan Çelik... Zeki Müren

Oğuzhan Çelik... Zeki Müren

Tarih 26 Eylül 2010, 12:09 Editör

Hayal meyal hatırlarım... Küçük bir çocukken dedemin eski mi eski, tozlu, heybetli bir radyosu vardı.

   
    Hayal meyal hatırlarım küçük bir çocukken dedemin eski mi eski, tozlu, heybetli bir radyosu vardı. Annem ve babam meslek sahibi olup çalıştıkları için beni her sabah dedemlere bırakırlardı. Ben radyonun başına geçer zaten sayılı olan bir kaç kanaldan birini seçerdim. Her sabah aynı vakitlerde açtığımdan dolayı hep radyo tiyatrosunun sonlarına denk gelirdim. Kendi evimizde televizyon denen o kara kutu olmasına rağmen ben koca radyonun hastasıydım. Daha mini miniyken radyom tek eğlencemdi. Radyo tiyatrosu bittikten sonra ajanstan haberler geçerdi. Haberler benim ilgi alanıma pek girmezdi o yaşlarda. Ben yerimi dedeme bırakırdım. Haberler bittikten sonra Türk Sanat Müziğinin Paşası, Sanat Güneşi Zeki Müren alırdı sırayı. Kulak vermemek, dinlememek mümkün değil. Benim şimdilerde Türk Sanat Müziğine olan ilgim bu yaşlardan gelmektedir. Radyoda Zeki Müren, karşı divanda dedem, anneannemin karşılıklı düetleri arasında büyüdüm ben. Bende şarkıları yarım yarım söylermişim.
 
   Zeki Müreni dinlerken hep gözümün önünde bir Zeki Müren oynatırdım. Sesi hep bir beyefendi, nazik, kibar, temiz yüzlü , akpak birini getirirdi gözümün önüne. Biraz daha yaşım büyüyüp ilkokul sıralarına oturduğum vakit yavaş yavaş radyoyu bırakmaya televizyon denen o zalim kara kutunun esiri olmaya başlamıştım. Bunda dedemin radyosunun bozulup yerine yeni bir radyo yerine yeni bir televizyon alması da en büyük etkendi. Ben elime bir tornivida alıp radyonun içini açtım. Açtıktan sonra sadece bir tornavidayla radyoyu tamir edemiyeceğimi anladım. Kaderime küsüp, televizyon izlemeye devam ettim. Okula da gidiyor olmam beni iyice Zeki Müren'i dinlemekten mahrum etmişti.
 
  Bir gün yine televizyon izlerken karşımda şarkılarını dinlerken sesinin tınısından resimler yaptığım biri duruyordu. Sesini duyar duymaz tanıdım. Ekranın altında ismi de yazıyordu. Okumayı yeni söktüğümden heceleye heceleye okudum Zeee-ki Müüü-ren. Tam da hayallerimde canlandırdığım gibi ne eksik ne fazla o akşam o kadar sevinmiştim ki, Babama, anneme durup durup "Bak Zeki Müren"diyordum. Tabi onlar bu duruma pek anlam veremedikleri için öylesine geçiştirdiler beni sahte gülümsemelerle. Ben hiç aldırış etmedim,Yalnız neden bu kadar süslü giyindiğine de bi anlam veremedim tabi.

     Televizyonda filmleri oynardı Sanatın Paşası Zeki Müren'in. Siyah beyaz filmlerinde bembeyaz yüzlü bir jöndü. Filmlerin bazı sahnelerinde kötü adamları döverdi. Hiçte yakışmazdı Zeki Müren'e. En sevdiğim filmleri "Berduş", "Kırık Plak" ve bir filmi daha vardır ki tekrar tekrar izlemeye doyamazsınız. Bir çoğunuzda izlemiştir adı "Bahçevan". Ben bayıla bayıla hala izlerim. O kadar kaliteli filmler olmasa da Sanat Güneşinin sıcaklığı bağlar bizleri ekranlara. Besteleri kulaklarımızın pasını siler.
 
   24 Eylül 1996 sabahıydı. Hiç unutmam ben ilkokul 4. sınıfa gidiyorum.Her zaman olduğu gibi yine o sabahta okulda sınıfta öğretmenin gelmesini bekliyorum. Sıra arkadaşım yanıma oturur oturmaz "Zeki Müren ölmüş."dedi. O kadar rahat, çabuk, sıradan, pat diye söyledi ki; Yüreğime sanki kor ateş düştü. Boğazım düğümlendi. Daha 10 yaşında olamama rağmen kendimi hiç bu kadar kötü hissetmedim. Ona ne kadar değer verdiğimi o an anladım. Demek Sanatın Güneşi hiç doğmamak üzere ebediyete kadar batmıştı .Bunu düşünmek bana acı veriyordu. O gün derslerin bitimine kadar kimseyle konuşmadım. Derslerde öğretmenin sorularına bile doğru düzgün cevaplar veremedim. Öğretmenimin dikkatini çekmiş olacak ki derslerin bitiminde sınıftan çıkarken beni durdurup "Neyin var senin?"dedi. Ben de gayet canı sıkkın bir şekilde "Zeki Müren ölmüş."dedim. Öyle bir kahkaha attı ki.O güldükçe ben ağladım. O güldü ben ağladım. O kahkaha attı. Ben hıçkırdım. O an öğretmenim benim gözümde bitmişti. Bana dünyaları verse artık onunla konuşmazdım. Arkama bakmadan kaçtım sınıftan. Öğretmenime küsecek kadar çok seviyordum Zeki Müreni. Ben o yaşıma kadar Sanat Güneşi ile büyüdüm. Onun sesiyle uyudum. Onun sesiyle uyandım. Çok erken battı Sanat Güneşi. Ben daha onu canlı canlı izleyecektim. Canlı canlı dinleyecektim.

  Ölümünün üstünden bugün 14 sene geçti. Yeni nesiller onun varlığını bilmeden büyüyor.Onu dinlemeden dertlerine derman arıyorlar. Onu dinlemeden aşık oluyorlar. Onu dinlemeden keyifleniyorlar. Onun şarkılarını söylemeden, mırıldanmadan büyüyorlar. Eğer ben bu kadar çok seviyorsam Zeki Müren'i hatırlatmak, anlatmak, anlamak benim boynumun borcu olsun. Sanatın Güneşi, Sanatın Paşası Ruhun Şad Olsun.

                                                                Oğuzhan Çelik

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Dostlarımdan...

Eğitimin Harikalar Diyarı ve Dünya Birincisi Finlandiya'nın Eğitim Sistemi

Eğitimin Harikalar Diyarı ve Dünya Birincisi Finlandiya'nın Eğitim Sistemi Finlandiya, dünyada eğitim problemini en erken çözmüş ülkelerden biri. Dünyanın en başarılı okullarından bir kısmı ...

Bir Anı...

Bir Anı... Talip APAYDIN'IN 1967 yılında yayımlanan ''Karanlığın Kuvveti'' adlı kitabında yer alan anısı, ...
 İSTANBUL Hava durumu

GALERİ


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi