Gazete Tiyatroterapi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Az Bilinen Müzik Aletleri...

Az Bilinen Müzik Aletleri...

Tarih 13 Şubat 2011, 12:40 Editör

Pek çok kişiye "enstrüman deyince aklınıza hangileri geliyor" diye sorsak, büyük olasılıkla akla piyano, gitar, flüt, keman, davul;ya da kanun, saksofon, bağlama; belki biraz daha uç, yaylı tambur, arp, trombon filan olacaktır.Tabii ki müzik dünyası sadece bu çalgılardan ibaret değil


      Az Bilinen Müzik Aletleri...

Pek çok kişiye "enstrüman deyince aklınıza hangileri geliyor" diye sorsak, büyük olasılıkla akla piyano, gitar, flüt, keman, davul;ya da kanun, saksofon, bağlama; belki biraz daha uç, yaylı tambur, arp, trombon filan olacaktır.Tabii ki  müzik dünyası sadece bu çalgılardan ibaret değil.

Pikolo: Yan flütü bilirsiniz, işte bu da onun bir çeşidi aslında. Yalnız daha ince seslere çıkabilir, yani normal yan flütten bir oktav daha ince ses çıkarabilir. Orkestraların en ince ses veren çalgısı olarak kullanılabildiği gibi efekt çalışmalarında da sıkça tercih edilir. Görünüşü ile ilgili fikir sahibi olmayanlar buraya bakabilir. Ayrıca “piccolo” kelimesinin İtalyanca “küçük” anlamına geldiğini de ekleyelim.

Obua: Pek küçük boyuna rağmen çok geniş bir ses aralığına sahip nefesli çalgıdır. Tahta bir silindir gövdesi ve üzerinde tuşları vardır. İnsan sesine en yakın enstrüman olması, hakkında edindiğimiz en enteresan bilgi doğrusu. Bu nedenle, orkestralarda tüm diğer çalgıların akort edilmesi için referans alınan la notasını obua verir. Mozart’ın do majör konçertosu ile hak ettiği önemi kazanmış olan obua, Fransızca “yüksek sesli tahta” anlamına geliyor. Görünümü hakkında insanlar genellikle hatalı bir fikre sahiptir. Kendisi aslen şöyle bir şeydir.

Korno: Bir obua çeşididir diyebiliriz. Obuadan daha tiz sesler çıkarabilir. Döne döne uzanan ve ağzı geniş bir huni ya da bir çan şeklinde açılan bakır borudur kabaca. Çalması gerçekten de pek zordur. Sağlam bir nefes ve iyi konsantrasyon gerektirir. İyi çalınmazsa çok akla zarar sesler çıkarmak gayet mümkündür. Nasıl bir şeydir diye soranlara buradan gösterebilirsiniz. Latince “boynuz” anlamına geldiğini de bilmekte fayda var. Neden demeyin, bilgi birikiminizi aktarma fırsatını bulacağınız bir konunun nerede açılacağını asla bilemezsiniz.

Fagot: Boru biçimli, perdeli bir nefesli müzik aletidir. Kamıştan imal edilen iki borunun birbirine takılması ve ucuna da kıvrımlı bir ağızlığın eklenmesiyle oluşur. Dört bağlantı parçası bulunur. Orkestralardaki en kalın sesleri çıkaran çalgı olmasına rağmen çok yumuşak bir tını verir. Beethoven’ın 5. ve 9. senfonilerinde önemli rolü vardır. Neye benzediğini görmek için şuraya tıklayabilirsiniz.

Didgeridoo: “Dijuridu” de denilen enstrüman, Avustralya yerlileri Aborjinler’in geleneksel çalgısıdır. Epeyce uzun, bambudan ya da oyulmuş ağaçtan mamul bir borudan ibarettir desek çok da yalan olmaz. Ağız kısmı balmumu ile desteklenir ve genellikle çalgının tamamı üzerine güzel desenler resmedilir. Ses çıkarmak için oldukça pratik yapmak şarttır. Ola ki ses çıkartmayı bir şekilde becerdiniz, sürekliliğini sağlamak için de burundan nefes alırken aynı anda ağızdan da verebilmek gerekir. Bizim pek sevdiğimiz Jamiroquai bu aleti şarkılarında sık sık kullanır. Bir not: Yerliler en makbul dijuridunun tahta kurularının kemirdiği ağaçtan yapılanı olduğunu söylermiş. Merak ediyorsanız şuraya bakabilirsiniz.

Klavsen: Piyanoya benzeyen ve piyano gibi çalınan klavsenin sesi daha mekaniktir ve eğer profesyonel bir klavsen ustası değilseniz tuşa vuruşa bağlı olarak seslerin uzunluğu değişmez. Zira piyanoda ses tellere minik çekiçlerin vurmasından çıkarken klavsende ufak mızraplar telleri çekerek ses çıkarır. Kanun gibi yani. Mozart’ın Türk Marşı’nı dinlerseniz klavsenin sesini daha önce de duymuş olduğunuzu anlayacaksınız. Tori Amos’tan duymuş olabilirsiniz hatta. Bu arada klavsenin bir diğer adı da “çembalo”dur. Bakınız şöyle bir şeye benzer.

Klavikord: Klavsene benzer ama mekanizması onun gibi çekmeli değil piyano gibi vurmalıdır. O zaman tekrar piyanodan bahsediyoruz gibi oldu ama durum bu da değil. Tuşa basılınca, altındaki pirinç çubuk tuşun teline vurarak ses çıkarır. Sesi fazla yüksek değildir ama esrarengiz ve duyguludur. Görünüşü şöyledir.

Kudüm: Yanyana konmuş, boyutları biraz farklı iki tane ufak davul olarak düşünün,kudüm nedir anlamış olursunuz. Kudüm, bakır gövdeye gerilen deriden mamul vurmalı bir çalgıdır. Tasavvuf müziğinin ve mehter takımlarının vazgeçilmez enstrümanı, “Zahme” denilen yumuşak ağaçtan yapılma sopalarla çalınır. Akort değişiklikleri derinin ısıtılmasıyla sağlanır. Nasıl göründüğünü anlamak için buraya bakabilirsiniz.

Bongo: Bu da yanyana yerleştirilmiş iki adet birbirinden farklı büyüklükte davuldan meydana gelir. Yere oturup dizlerinizin arasına sıkıştırarak çalmanız lazımdır. Küba kökenli olması, yani sıcak iklimlerden kopup gelmesi dolayısıyla eğlenceli ve ritmik şarkılarda kullanılması normaldir. Şöyle görünür.

Sitar: Hindistan kökenli bir çalgıdır. Adının “otuz tel” anlamına geldiği söylenir. En çok tanınan ustası Ravi Shankar’dır. Batı dünyasına girişi bir Hindistan gezisinde sitarın büyüsüne kapılan Beatles üyeleri sayesinde olmuştur. 30 civarı teli bulunması ve parmağa takılan mızraplarla çalınması dolayısıyla kanuna benzetmek oldukça mümkündür. Türk müziğine girişinde de Orhan Gencebay’ın katkıları vardır. Şöyle enstrümandır.

Tulum: Karadeniz kökenli, keçi postundan yapılan bir çalgıdır. Havayla doldurulan tulum koltuk altına sıkıştırılarak tutulur ve havası üzeri delikli ahşap ağzından boşalırken ses çıkarılır. Çalan kişi boşalan hava yerine yenisini doldururken bir yandan da delikli kısmını flüt gibi kullanır. İskoç kültürünün gayda isimli enstrümanına benzer. Yani şuna benzer demek istiyoruz.

Sipsi: Ege yöresinde ağırlıklı olarak kullanılan, zurnaya benzer üflemeli bir çalgıdır. Küçücük, parmak kadar bir şeydir. Haliyle incecik bir sesi vardır. Tahtadan, kamıştan ya da kemikten yapılabilir. Görüntü olarak neye benzediğini öğrenmek için burası tıklanabilir.

Cümbüş:Bir tencereye telli bir sap bağlanmış gibi ,ama bu haline rağmen insanın içine işleyen bir ses çıkarabilen enteresan çalgıdır. 12 teli vardır. Zeynel Abidin Bey tarafından yapılan ilk cümbüş 1930 yılında Atatürk’e dinletilmiştir ve söylendiğine göre ismini de bizzat Atatürk koymuştur. Şekline  şuradan bakabilirsiniz.

Banço: Kovboyların çalgısıdır. Gitar, mandolin, hatta cümbüşe bir parça benzer. En az 5 teli vardır. Uzun bir sapı, deri bir gövdesi olur. Caz müziğinin önde gelen enstrümanlarından biridir. Bakınız böyle  bir enstrümandır.

Sıradışı enstrümanlar arasında. minyatür bir bağlama olan cura ve Mısır’da çok bilinen, neye benzeyen üflemeli bir alet olan kavala da vardır. Perdeleri olan ud diyebileceğimiz lavta da
incelenebilirse de bunlar genellikle mevcut enstrümanların yöresel değişikliğe uğramış halleridir.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Tiyatroterapi'den

Tiyatroterapi yeni döneme hazır...

Tiyatroterapi yeni döneme hazır... Beykoz Vakfında doğan ve yaklaşık 20 yıldır yaşamını bu mekanda sürdüren Tiyatroterapi bir miktar daha bireysel ç...

Anadol... Bir efsane... Ve ilk yerli Otomobil

Anadol... Bir efsane... Ve ilk yerli Otomobil Türk otomotiv tarihinde sarsılması güç bir yere sahip... 30 yılı aşkın bir süre önce üretimi sonlandırılmış olmasın...
 İSTANBUL Hava durumu

GALERİ


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi