Gazete Tiyatroterapi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ZARAFET...

ZARAFET...

Tarih 17 Eylül 2010, 17:01 Editör

Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler. Özdemir Asaf ın bu iki mısralık dev şiiri günümüzü iki satırla ifade edilen bir özet aslında.

    Zarafet

  Yazı yazmaya başlarken kafamda canlandırdığım manzara okurken insanların mutlu olmaları,yada en azından gülümsemeleridir. Hep aynı nakaratlarla kötü, eksik, hatalı, çirkin  göstermeler yerine güzelliklerden bahsedeyim isterim. Genellikle yazmaya başlamadan önce küçük yürüyüşler, yaparım. Hem yazının konusu oluşur, hem ruhum dinlenir. Ancak maalesef size bahsedecek güzellik bulamadım. Diyebilirsinizi ki her şey de kötü mü..? Hayır bu değil demek istediğim… Olması gerekenler oluyorsa bu sıradanlıktır., Benim istediğim sıra dışı, her zamankinden farklı, ileri gitmiş, dünü geçmiş bir şeylerdi.. onları bulamadım. Farkında mısınız insan aradığı bir şeyi bulamayınca kaybettikleriyle yaşar oluyor… ‘Eskiden böyleydi’… ‘Dün şu vardı’.. ‘Bu gün artık böylesi yok’… gibi. Kabul ediyorum ‘dün’le yaşanmaz ama ‘dün’ü yaşamadan geçip de bu güne ekleyip çoğaltamazsak “şu an” gittikçe kısırlaşmaz mı? Dün;  yaptıklarımızın ve yapamadıklarımızın provası değil mi? Dün örnek alınarak bu günü oluşturduğunda hata kaybedilip, eksik giderilip, ışık daha parlamış olmaz mı? Ne vardı dün..? Eksiklik yoksulluk, ve belki de bu günün teknolojisine  göre ilkellik. Beraberinde iyi neler vardı..? Şu, şu, şu.. ve bunlardan bir tanesi.. Zarafet… Belki de bu gün en çok aradığım eski dost bu… Onu gerçekten özledim. Nerden mi çıktı? Yürüyüş yapmıştım ya ; kulak misafiri oldum. Acıdan bahsediyordu falanca ile filanca… Falanca; Yûşa mezarlığına gömdük diyordu, filanca; iyi.., mezarını yaptırmayı ihmal etmeyin diyordu … cevaben. Acı bile kabalaşmış dedim kendi kendime. Acıda da zarafet olur mu? Olur tabii özellikle acıda olmalı… Abdülhak Hamit Tarhan çok sevdiği hanımının  peşinden yazmıştır ‘Makber’i .O da mezar demek ama zarif şekli. Biz kabir deriz. Çoğuluna da kabristan… Gömdük demeyiz de defnettik deriz. ‘Soyundum’ değil ‘üzerimi değiştirdim’ ,‘gel’ yerine ‘gelir misin’deriz. Kaba gibi görünen ‘kadın’, ‘bayan’ kelimesinden daha zariftir. Yerine ‘hanım’da kullanılır.

    Aklınızdan ‘ha öyle ha böyle aynı anlama gelmiyor mu’ diye geçmez bilirim ama kenardan köşeden şüphe gözükür ise… öyle değil sevgili dostlar…

  “ Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” Özdemir Asaf’ın bu iki mısralık dev şiiri iki satırla ifade edilen bir özet aslında. Belki bin satır, belki bir küçük tebessüm, Belki bir gün, belki aylar sığabilir içine.

   Beyaz çağlar boyu zarafeti temsil ettiyse eğer zarafetin kayıplara öncülük ettiği ve onlardan daha hızlı olduğu yani hızla kaybolduğu tartışılabilir mi..?
  Bazı insanlar zarafetin başka dilde gizlendiği, musikisi ağır basan dillerin  daha bir zarif olduğu düşüncesiyle ağdalı ve yanlışlarla dolu kullanıma sarılmalarını anlaşılmaz buluyorum,“Fevkaladenin fevkinde” (ki uydurmadır) yerine “çok beğendim”,”çok güzel”i gözlerinin içine bakarak söylemek zayıflatmaz, tam tersine samimi ve zarif hale getirir.
  
   Zarafet; saray alışkanlığı ,Osmanlı entelektüel tarzı değildir. Halkın ta kendisi olabilir. ‘Beybabanıza selamlarımı iletiniz  efendim’… ‘babacığına selam söyle yavrum’... ilkinde süslü ,güzel ama ağır bir ifade, ikincisinde samimi, candan bir ifade var sanki…Ama ikincide “babana selam söyle” ye dönüşen güncel tarz artık zarafetini kaybedip sıradanlaşmış,bu sıradanlaşma “pedere selam sarkıt” a ulaşınca yozlaşmış olmaktadır.
       
   Ben dil ile beraber davranışın da yozlaştığı, haydi bu kadar sert olmayayım, bozulduğundan bahsetmek istiyorum. Şoför Bey durakta inebilir miyim? … talebinin  ‘usttaaa sağda indir’e geçmesinde minibüs şoförlerinin payını unutmadan ama kabahatin tamamını da onlara atmadan, tarzında ısrar edenin yani doğruda direnenin başaracağını ve bu konudaki doğrunun sözde ve özde zarafet olması gerektiği konusunda ısrar ediyorum.

   Galat-ı meşhur; Lûgat-ı fasihten evladır… Uzmanlık alanım değil ama konuya dikkat çekmek istiyorum…  anlamı: ‘yaygın yanlış; sözlükteki doğrusuna tercih edilir’ dir. Yani biz doğrulara özen göstermezsek, yanlış gelip doğrunun yerini alacak ve yaygınlaşacaktır. Banyodan veya öğlen uykusundan sonra saatler olsun denir bu yanlışıdır… saatle ne ilgisi olabilir, doğrusu ‘sıhhatler olsun’ dur, ama bilinmez. ‘Ana gibi yar ,Bağdat gibi diyar olmaz’… da bahsedilen ‘ana’ Irakta ana adlı dehşet  bir uçurumdur. Anne yüceltmek amaçlı kullanılmaz… Bence  dildeki özensizlikle davranışlardaki özensizlik birbirinden ayrı düşünülmemelidir. Çünkü tavuk mu yumurtadan çıktı? Yumurta mı tavuktan… tekerlemesi gibi birbirinin içindedir. Davranışlardaki özensizlik dile , dildeki özensizlik davranışa yansır.

   Peki medeniyet ayrıntıda gizliyse bu ayrıntı zarafet olamaz mı? Çok samimi olduğunuz birine bile karşılaştığınızda  ‘nasılsın’, ‘naber’ yerine ‘nasılsınız’ demek çok mu uçuk..? Konuşurken anlatırken, gösterirken insana “bu” veya “şu” demek yerine “Bu bey” , “şu hanım” gibi ögelerle dili desteklemek zarar mı verir.

   Otobüsten inerken şoföre teşekkür etmek… Çılgınlık mı? Aman ha bir anlatırsam dediğinizi duyar gibiyim ama bütün bunların bir küçük teşekkürü esirgemekten gelip buralara ulaştığı bilimsel kanıt değil ama aşikar değil mi..?

   Özel günlerde, güzel günlerde internetten indirilip kopyala yapıştır yapılıp topluca gönderilen telefon mesajları incelik mi..? ‘Tamam sana bir daha göndermem’ demeyin, ama “bu güzel günün kutlu olsun” cümleciği ağdalı, kuşlu böcekli yirmi iki satır mesajdan daha zariftir. Ondan isterim. Hele bir minik sesinizi duyurmanın tadı anlatılamaz.,

    Harikaaaaa , mükemmeeeeellll , herkese iletiiiin, şeklinde onlarca kez aktarılmış(fw), hatta üstündeki adresleri silmeyerek de adres toplayıcılara hizmeti esirgememiş olmak yerine bir küçük merhaba… sadece merhabayla dostlarınızın daha mutlu olacağını bilmiyor olamazsınız. Hele hele sebepsiz, sadece ‘Bu gün sana merhaba demek geldi içimden’…  şeklinde bir mesaj almak istemez misiniz? (Hiç Böyle bir mesaj attınız mı? Ne güzel… iyi etmişsiniz)

    Akşam oturmasına gittiğiniz dostunuz kapısına  geldiğinizi, aman aman gece ayrılırken ‘hoşçakalın’larınızı dattiri dattiri kornanızla belirtmenin sizin hayatınızda yapan yada yapılan olarak olmamasını dilerim. Tabii komşunun çocuğunu almaya gelen öğrenci servisinin sabahın kuş kahvaltı saatinde üstelik hostesi ve her elde ve cepte cep telefonu varken bibibbip teknolojisiyle haber vermesini, Sucunun Barış Mançoyu kapıda otuzüç kez anmasını, Haftalık ayarlandığı için olamıyür (pardon yanlış yazmışım olamıyor olacaktı… düzeltirim) şeklinde cevap aldığınız gururunuz okulunuzun zilinin her gece onikide çalmasını ve tüm okulların teneffüs zili için  farklı parçaları nasıl buluşturup kullandıklarını (okulstar diye bir yarışma yok değil mi?) anlayamıyorum.

   Anlayamadığım şeylerin arasında neredeyse tüm Ege kasabalarında seyyar satıcı ve hurdacı giremez uyarısı varken benim yerel yönetenlerimin bu konuyu neden çözemediklerini(patates soğancı sucu sütçü kendi sesiyle bağırırsa itirazım olmayacak ki bu da doğru değil) de anlayamıyorum. Çayırda yürürken bu konulara nasıl geliverdiğimi anlayamıyorum.

    Okuduğumu, araştırdığımı, öğrendiğimi, düşündüğümü, sevebildiğimi biliyorum da…  neden bu kadar çok şeyi anlayamadığımı anlayamıyorum.
 
   Ezici hediyeler yerine çiçeğin verildiği, Bir gülümsemenin, bir baş selamının, bir çocukla konuşurken göz hizasına eğilebilmenin, el sıkarken tuttuğunuz eli kavramanın ve gözlere bakmanın makbul olduğu ve uygulandığı  dünyanızın olmasını …

 Anlayıp anlaşılabildiğiniz dostlarınızın arasında olmanızı diliyorum…


                                                                                R.Sinan Akbaşak

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

R. Sinan AKBAŞAK... Köşe Yazıları

Nerede hata yapıyoruz... R.Sinan Akbaşak

Nerede hata yapıyoruz... R.Sinan Akbaşak ...televizyon kanallarımızdan bir bey elinde mikrofonla yakaladığı insanlara sorular soruyor. Özde basit sorular an...

Kelimelerin Senfonisini dinler miydiniz... R.Sinan AKBAŞAK

Kelimelerin Senfonisini dinler miydiniz... R.Sinan AKBAŞAK ... ve siz dinleyesiniz diye "Kelimelerin Senfonis"i tek kişilik gösteri olarak ayda iki kez karşınızda olacak... D...
 İSTANBUL Hava durumu


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi