Gazete Tiyatroterapi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Haklılar... R.Sinan AKBAŞAK

Haklılar... R.Sinan AKBAŞAK

Tarih 01 Aralık 2014, 17:59 Editör

Pek çok şeyi onlardan iyi bildiğimizi belli bir süre haklı olduğumuzu düşünebiliriz ama bu sürenin sonuna geldiğimizi de fark etmemizin doğru ve önemli olduğunu hatırlatmak isterim… Unutmayınız; Doğacak çocuğumuzdan geri, babamızdan ileriyiz…



Haklılar…

Geçtiğimiz günlerde ilkgenç dostlarımla bir sohbet yaptık… Hep sorduğum aynı sorudur aslında… Yine sordum. Hayatınızdan memnun musunuz?  nelerin değişmesini istersiniz?

Benim dostlarım düzgün ifade becerisi kazanmış, ihtiyaçlarını medenice dile getirirken kimseyi incitmemeye de özen gösteren bireylerdir; bu yüzden söze, anlattıklarımız, konuştuklarımız paylaşılabilir ancak burada amacımız kimseyi yargılamak değil… İsteğimiz; bazen bizim yerimize karar verip bizim adımıza davranabiliyorlar… Bu çok doğru olmuyor, Sadece bunu anlatmak isteriz… Dediler.

 Aslında eleştiride bulunurken durumu olabildiğince yumuşatmaya çalışıyorlar. Evet, dostlar lütfen konuyu kişiye indirgemeyiniz… Hah bu benimkinin tarzı bunu olsa olsa ‘o’ söylemiştir değil doğru olabilir mi diye düşünmeye çalışınız.

İstedikleri abartı şeyler de değil. Ama bir konu var ki temelde aynı anda heyecanlandılar. Konu, belki de ne olduğunu anladınız; Kıyafet alışverişi…

Bu mu? Demeyin. altında pek çok konu başlığı barındırıyor. Çocuklarımız kıyafet alışverişi yaparken kendi beğenilerine özen gösterilmesi, değer verilmesini talep ediyorlar. Alışverişte sizin çok sevdiğiniz bir giysiyi beğenmediklerini, ısrarınız üzere alınır ya da alınmazsa… ‘sana bir daha hiçbir şey almayacağım’…  Sanki senin beğendiklerin pek mi matah… Daha yaşın küçük…  Gibi değerlendirmelere maruz kaldıklarını belirttiler. Tartışmamız, kız çocuklarına allı dallı güllü şeyler almak istediğinizden, kendi istediklerinin ise uzun kısa dar yaşının üstünde… Gibi yaklaşımlarla kabul edilmediğinden bahsedilerek ama özde aynı karşı koyma tavırlarıyla devam etti.

Arada inciler(!) de döküldü…

Bir güzelim;  annem zaman zaman kendi annesinde en rahatsızlık duyduğu davranışının bu olduğunu, büyüdüğünde asla kendi çocuğuma böyle yapmayacağım diye söz verdiğini, ama anne baba olmanın durumu değiştirdiğini söyleyerek kafasını karma karışık ettiğini,

Bir delikanlım; bizim çocukluğumuzda seçme şansını bırak, ikincisine ulaşma şansımız yoktu… Sen niye haline şükretmiyorsun diyerek eleştirildiğini, Benzer olarak başka bir çocuğum baba ve kardeşlerinin yetişme çağında birbirinden küçülenleri giyerek yaşama devam ettiklerini, eskimeden bir şey alınmasının adet olmadığını, beğeni diye bir kavram olmadığını anlattıklarını belirtti.

Konu aynı çizgilerde devam ederken bir kızım pek güzel bir özet oluşturdu. Tüm konular, kendi oluş dönemleri göz önüne alınarak değerlendirilmelidir… Siz bunları söylerseniz; oynadığınız bahçeyi, balık tuttuğunuz dereyi, ateş böceği gözlemlerine koştuğunuz geceleri de isterim dedi.

Konuyu değiştirelim önerim ‘aslında diğer konuların da bundan pek farkı yok’ sözüyle devam etti…

Bir aslanım; peş peşe üç sınavdan 100 aldım dördüncüsünden 73 e düştüm kıyamet koptu… Geri gidiyorsun… Çalışmıyorsun… 100 leri alınca yattın, daha neler neler…  

Değil, gerçekten öyle değil… Hata yaparak kaybettim,  hata yaparak kaybedebileceğimi öğrendim… Bu da bir kazanımdır, siz hep; hata yaparak öğrendiklerinizi asla unutmazsınız derdiniz… bunu sadece siz mi biliyorsunuz... Deyince bir minik düzeltme eklemek durumunda kaldım. Hata yaparak öğrendiklerinizi asla unutmazsınız doğru da her öğrendiğinizi pekiştirmek için de hata yapmanıza gerek yok… Gülüştük.

Kız ve erkek çocukları arasında cinsiyet ayrımı yapılabildiği, örneğin erkek çocuklarının pasaklı olabileceğini ama kız çocuklarının asla böyle bir hakları olmadığını, erkek çocuklarının sofra toplanmasına yardım etmek gibi bir zorunluluğunun olmadığını ama kız çocukların yemekten sonra bir şeylere yardım etmesi gerekliliğinden bahsedildi… Erkek çocuklarına ayrı davranışın gerekmediği, evdeki işlerin ucundan herkes tarafından tutulması gerekliliğinde anlaştık. Ayrıca temiz düzenli ve tertipli olmanın çağdaş davranışın gereklerinden olduğunu birlikte onayladık.

Konu böylesi devam ederken durumu incelemeden yargıya varmanın büyüklerin adeti olduğu konusunu duymazdan gelemedim…  Özellikle ağabey ablaların serzenişleri fazlaydı… Yine bir aslanım; kardeşim kendine zarar verecek şeylere ulaşmaya çalışıyor, ben ağabey olarak engellediğimde ağlıyor içeri giren babam hiç soru sormaksızın ‘oğlum kardeşini niye ağlatıyorsun’ diyerek sitem ediyor… Hâlbuki ben çok ciddi bir büyüklük görevimi yerine getirmiştim… Cümlelerini duyunca benim de gençliğim sırasında benzer hatalar yaptığımı hatırladım ve üzüldüm.

Konu devam eder de…
Pek çok şeyi onlardan iyi bildiğimizi, belli bir süre haklı olduğumuzu düşünebiliriz ama bu sürenin sonuna geldiğimizi de fark etmemizin doğru ve önemli olduğunu hatırlatmak isterim… Unutmayınız; Doğacak çocuğumuzdan geri, babamızdan ileriyiz…

 İyiliklerle...


Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

R. Sinan AKBAŞAK... Köşe Yazıları

Büyüklerin başaramadığını... R.Sinan AKBAŞAK

Büyüklerin başaramadığını... R.Sinan AKBAŞAK başlıktan da anlaşılacağı gibi büyüklerin başaramadığını çocuklar başardılar. Bilindiği gibi 'Tiyatroterapi'...

Anne baba olmak zor zanaat... R.Sinan AKBAŞAK

Anne baba olmak zor zanaat... R.Sinan AKBAŞAK Tam da, bir velimin; 'çocuğumuzu ingilizce kursuna göndereceğiz, artık tiyatroterapi'ye gelemeyecek...'...
 İSTANBUL Hava durumu

GALERİ


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi