Gazete Tiyatroterapi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Düdüklü Demokrasi... Vedat SINMAZ

Düdüklü Demokrasi... Vedat SINMAZ

Tarih 12 Ocak 2015, 22:44 Editör

İleri demokrasi, çağdaş demokrasi, laik demokrasi, anti laik demokrasi, sosyal demokrasi, bizimki de düdüklü demokrasi..




DÜDÜKLÜ DEMOKRASİ

 

   Başlık ilginç geldi değil mi? " DÜDÜKLÜ DEMOKRASİ " Aslında çok normal, düdüklü makarna, düdüklü tencere oluyor da düdüklü demokrasi niye olmasın?

   Hem bu demokrasinin yeni versiyonu… İleri demokrasi, çağdaş demokrasi, laik demokrasi, anti laik demokrasi, sosyal demokrasi, bizimki de düdüklü demokrasi...

  Demokrasi çeşitleri saymakla bitmez. Biraz da hayal ürünü gibi bir şey, kendisi yok ama bolca çeşidi var.

  Neyse, biz olmayan şeyler üzerine felsefe yapmayalım, demokrasiyi bırakıp düdüğe geçelim, İlk düdük M.Ö xı yy.da Lidyalılar tarafından bulunmuştur.

   Bu buluş zamanın ileri gelenleri tarafından şeytan icadı sayılıp, düdüğü bulan kişi düdük tanrılarına kurban edilmiştir. ( Aslında bu uygulamanın parayı bulan şahsa yapılması gerekirdi

   Ama Lidya aklı işte, ne yapacaksın?  Bütün bu yazdıklarım hayal ürünü, düdüğü kimin icat ettiği belli değil bunu da dip not olarak düşelim)

  Aradan yüz yıllar geçmiş, zaman geçtikçe insanlar geç de olsa düdüğün değerini anlamışlar.

   Fabrikalar işbaşı yapacak, düdük lazım.  Paydos olacak, düdük lazım. Spor müsabakaları başlayacak, düdük lazım. Eeee,  düdük bu, boru değil. Düdüksüz hiç bir iş olmaz.

 

   En çok da trenlere lazım olmuş bu düdük… Uzun ince raylardan nazlı gelin gibi süzülüp giden trenler arada bir acı acı düdük çalıyorlarmış ki, düdük sesini duyan mööö ler, eşlerini koluna takıp,  keyifle bu trenleri seyrederlermiş.

   Şimdi ne o eski ök… Pardon möö ler kaldı, ne de eski trenler... Gerçi öküzler evrim değiştirip şehirlere indiler, öküzlerin tren sevdası bitti ama düdük sevdası bitmedi.

   Şehir merkezlerinde, cadde ve sokak aralarında bas, bas, avaz avaz korna çalmaları bundandır. Çok da alıngan tiplerdir, büyük başlığı hiç üzerlerine alınmazlar, yaya geçitlerinde

   Gaz pedalına ve kornaya sonuna kadar asılıp, “ Önüne baksana hemşerim, ök.. möö müsün? “ Diye, masum yayalara fırça atarlar. Öküzlük işte!

   Aslında büyük başı da küçükbaşı da haklı... Canım ormanları, yeşil alanları katledip oto yollar, köprüler, A.V.M'ler yaparak möööküzlere yaşam alanı bırakmadık. Hepimiz suçluyuz.

   Konunun amacından çıktık mı ne? Düdük derken möö ye  geldik.

  Yıllar yılları kovalamış, düdük felsefesi Nasreddin Hoca zamanına kadar gelmiş, hoca zamanında insanlar daha duyarlı daha onurluymuş. Kimse kimsenin düdüğüne musallat olmazmış, hatta hocanın ünlü bir sözü vardı "Parayı veren düdüğü çalar" Diye.

   Ah, hocam ah, ah’ki ne ah! O işler o zamanmış hocam. Zaman çok değişti, şimdi parayı çalan düdüğü çalıyor. Para kimdeyse düdük onda... Düdük kimdeyse güç onda…

 Düdük sahipleri

 Dünyayı yönetiyor hocam.

   Peki, bunca düdük sesi içinde bizim düdük sahibi olma hakkımız yok mu? Elbette var. Yöneticilerimiz ince ince düşünmüşler, herkes düdük sahibi olsun diye tüm milleti düdüklemeye başlamışlar.

  Şimdi hiç kimse çıkıp da " Hoop kardeşim, ne diyorsun sen? Kim kimi düdüklüyor muş?  Beni düdükleyecek adam anasından doğmadı." Diyebilir mi? Diyemez.

   Farkında olmadan ödediğimiz dolaylı vergiler, kdv'ler, ötv'ler, kayıp su bedelleri, kaçak elektrik bedelleri, banka hesap işletim ücretleri, kart aidatları, dosya masrafları, bsmv'ler...

  Yaaa, böyle işte… Düdükleyen düdükleyene...  Sakın düdüklenmedim, benim düdüğüm yok demeyin.

  Bizi düdükleyenlerin de çok suçu yok aslında.  Mantıklı düşündüğümüzde onların eline kayıtsız şartsız düdüğü veren biziz. Hiçbirimiz sorgulayamıyoruz ki, merak da etmiyoruz, bizim düdüğü kimler hangi amaçla nerelerde çalıyor diye?

   Amaaaan, altı üstü düdük işte,kim nerde çalarsa çalar.Hem düdük çalmak suç değil ki. Çalmak da suç değil zaten, çal da ne çalarsan çal. Hatta şöyle bir söylem de literatürümüze yerleşti,

  “Çalıyor, ama çalışıyor” Eeee… Ne çalıyormuş? Ne çalacak, düdük tabi, düdük. Biz de az değiliz hani, düdüklenmeyi gerçekten hak ediyoruz.

 

   Ah şu düdük bir bizim elimize diyoruz… Geçse? Ne yapardım bilmiyorum ama yapılacak çok şey vardır sanırım.  İlk aklıma gelen emekli maaşlarına yapılan zam 24 liraymış.  Ben, önce sevindim. Günde 24 lira gibi algıladım. Meğerse ayda 24 liraymış, ayda... Zaten bütün ümitlerimiz Ay’da, mars’ta, neptün’de, uranüs’te.

  Hani, düdük elimde olsa şunlara keskin bir düdük çalmak isterdim,"Düüüüüüüüüüt!" Diye. Gerçi anlayana sivrisinek saz, anlamayana düdük çalsan az da, insan tepki koymadan, düdük çalmadan duramıyor ne yapalım?

  Aslında düdük de para etmiyor, istediğin kadar düdük çal, nafile. Bazı düdük beyinliler dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say'ın olağanüstü melodilerini de düdük sesi gibi algılıyor.

  O düdük beyinliler anca düdükten anlar.

  Zaman hızla geçip gidiyor, kimin düdüğü varmış, kimin düdüğü yokmuş, kim kimi düdüklemiş? Elbet bir gün bunları da öğreneceğiz. Ne zaman? Düdük çaldığı zaman...

  Hangi düdük? Hani o tüm semavi dinlerde geçen İsrafil adlı meleğin kıyamet günü sur'a üfleyip de dünyada yaşamın bittiğini bildiren düdük…

  O düdük çaldığı zaman…

  Demek ki düdüksüz olmuyormuş, kıyametin kopuşu bile düdükle…

    Her bireyin kendi düdüğünü özgürce kendisinin çaldığı mutlu bir ortamda son düdükte buluşmak üzere hoşça kalın, sevgiyle kalın. 


                                                                                   Vedat SINMAZ


Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Vedat SINMAZ

Tavuk... Vedat SINMAZ

Tavuk...    Vedat SINMAZ Demin de söyledim ya, bizde kümes içi demokrasi var. Horoz horozluğunu, tavuk tavukluğunu, piliç piliçliğini, civci...

CAHİLİN FENDİ…Vedat SINMAZ

CAHİLİN FENDİ…Vedat SINMAZ Değişik yörelerden gelen insanlar kendi kültürlerini, kendi yaşam biçimlerini uygulamaya çalışmış...
 İSTANBUL Hava durumu

GALERİ


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi